Göz Lazer Tedavileri

Gözdeki bir çok hastalık modern lazer yöntemleriyle tedavi edilebilmektedir. Göz lazer tedavileri çok çeşitlidir ve bir çok hastalığı kapsar. Bunlardan en sık görülenlerini burada derledim.

No Touch Göze Temassız Laser (Transprk) ile hastaların lazerle ilgili tüm korkuları son buluyor
Görme kusurlarının lazerle tedavisinin geçmişi 30 yıla dayansa da hastaların en çekindikleri şey, göze temas edilmesi, başka bir cismin yerleştirilmesi veya göze kesi uygulanmasıdır. Korneanın kesilerek üzerinden ince bir tabakanın kaldırılacak olması çoğu hastayı ürkütmektedir.
Excimer Laser, kırma kusurlarını (miyop, hipermetrop, astigmat) tedavi etmek için kullanılan lazer cihazının cinsidir. 1980’li yılların başından beri kullanılmaktadır. Excimer Laser kornea dokusunda traşlama yaparak korneaya yeni bir şekil verir.
Transprk, diğer adıyla no touch (temassız) lazer tedavisi göze dokunulmadan, gözün üzerine herhangi bir cihaz veya alet oturtulmadan, gözün ön yüzeyi herhangi bir kimyasal maddeyle (alkol gibi) eritilmeden, kazıma işlemi yapılmadan uygulanır. Hastanın işlem esnasında uzaktaki bir ışık kaynağına 30 saniye süreyle bakması yeterlidir. Bu yaklaşım tedavi sırasında gözlerine dokunulmasını istemeyen kişiler için ideal bir çözümdür.
Kasik lasik ve intralasik (femtosaniye ile i-lasik) lazer tedavi tekniklerinin tümünde gözdeki kornea dokusu özel bir bıçakla veya lazer ışığı ile kesilerek korneadan ince bir tabaka kaldırılır. İster mekanik bıçak sistemi kullanılsın (lasik), ister lazer ışığı (i-lasik / femtosaniye) sonuçta gözün kornea tabakası kesilir. Kornea kesildiğinde özellikle dik ve ince kornea yapısına sahip olan hastalarda yıllar içinde komplikasyonlar gelişebilir. Transprk temassız laser yönteminde bu risk yoktur, çünkü korneaya bıçakla veya lazerle kesi uygulanmaz. Kornea bütünlüğü tamamiyle korunur.
Kornea tabakasına kesi uygulanan ve kornea yüzeyinden zar kaldırılan diğer tüm tekniklerde az bir olasılıkla da olsa kaldırılan zarın kırışması, altında toz birikmesi ve iltihap oluşması gibi sorunlarla karşılaşılabilirken Transprk temassız lazer tekniğinde bu sorunlar da yoktur.
Kornea kesili tekniklerin tümünde kesi yapılabilmesi için gözün vakum aletiyle sabitlenmesi gerekir. Bu durum nadir de olsa retinada problem yaratabilir. Halbuki Transprk temassız lazer tekniğinde vakum yapan cihaza gerek olmadığından retinada lazerden dolayı yırtık veya delik gelişmez.
No Touch Laser uygulanan bir göze ameliyattan 1 hafta sonra mikroskopla bile bakılsa lazer yapıldığı anlaşılamaz, çünkü korneada kesi izi yoktur.
Özellikle yaz döneminde kesili yöntemlerden sonra en az 1-2 ay denize havuza girilmemesi gerekirken bu süre göze temassız laserde sadece 1 haftadır.
No Touch Laser tedavisinden sonra gözde darbeye karşı hassasiyet gelişmez. Tedaviden 1 hafta sonra bile her türlü spor (boks dahil) yapılabilir.
Bu yöntemde bıçakla kesi yapılmadığı için gözü nemlendiren yüzeyel sinirler hasar görmez ve normal lazerlerden sonra beklenen göz kuruluğu bu teknikte çok daha az miktardadır.
Transprk özellikle korneası ince olan hastalarda ve kornea yüzeyi normalden daha dik olan problemli olgularda en güvenilir tekniktir. Daha önce lazer tedavisi geçirmiş ancak görme kusuru tam giderilememiş olgularda veya katarakt ameliyatı olup gözünde numara kalmış hastalarda da güvenilir şekilde uygulanabilir.

Katarakt ve tedavisi

Katarakt gözün içindeki doğal merceğin (lens) şeffaflığını kaybetmesi durumudur. Şeffaf lensteki bulanıklık giderek görmenin azalması ile sonuçlanır. Gözlük numaralarında sık sık değişiklik oluyorsa, uzağı net yakını bulanık gören bir hastanın uzak görmesi bozulup yakın görmesi daha iyi hale geliyorsa, özellikle gece ışık yansımaları varsa katarakt varlığından şüphelenilmelidir.
Katarakt sadece cerrahi olarak tedavi edilebilir, ilaç tedavisi yoktur. Katarakt başladıktan sonra kullanılan gözlüklerden de tam verim alınamaz.
Bu yöntem de göz içerisindeki katarakt ultrasonik titreşimle çalışan bir iğne yardımıyla öğütülerek göz dışına çıkartılır. Bu ameliyata kısaca FAKO ameliyatı adı verilmektedir.
Günümüzde gelişen katarakt cerrahisinde; özel durumlar dışında artık genel veya lokal anestezi uygulanmamaktadır. Hasta ameliyata sadece gözü uyuşturan ve 4-5 kez damlatılan damlalar ile hazırlanır. Hastanın 10-15 dakika sırtüstü sakin bir şekilde yatması gerekir.
Kataraktın bugün için bilinen en modern ve en yerleşmiş operasyon tekniği halk arasında lazerle katarakt ameliyatı diye bilinen fakoemulsifikasyondur. Kısaca FAKO olarak adlandırılır. Bu ameliyat ultrasonik dalgalar oluşturan özel bir cihaz yardımı ile yapılmaktadır. Kataraktlı lens göz içine girilerek bu özel cihaz yardımıyla emilir. Çıkarılan lensin yerine, görme fonksiyonunu yerine getirecek kalıcı suni bir mercek (göz içi lensi) yerleştirilir. Göze hiç dikiş atılmadan operasyon tamamlanır. Yaklaşık 10 – 15 dakika süren operasyon sonrasında göz bir gece kapalı kalır, ertesi sabah gözden bandaj alınır ve güzel görme başlar.
Günümüzde katarakt operasyonları artık sadece gözden kataraktın alınmasıyla sınırlı değildir. Göz içine takılan özel mercekler sayesinde hastanın varsa miyopi, hipermetropi ve astiğmat gibi görme kusurları da giderilir. Bu nedenle göze uygun mercek seçimi son derece önemlidir. Hastalar multifokal akıllı göz içi lensleri sayesinde ameliyattan sonra hem uzağı hem de yakını gözlüksüz görebilmektedirler. Hangi göz içi merceğin göze uygun olduğu operasyon öncesinde ayrıntılı muayene sonucu anlaşılacaktır.

Göz içi kalıcı akıllı lens uygulaması

Her insanda gözün içinde doğal bir lens vardır ve bu lens hem saydam hem de elastiktir. Her yakına ve uzağa bakışta bu lens esnekliği sayesinde şekil değiştirerek bakılan mesafeye odaklanır. Bu sayede hem uzağı hem de yakını net görürüz.
İlerleyen yaşla beraber gözün içindeki doğal lens önce esnekliğini kaybeder, artık yakına bakarken şekil değiştiremez ve yakına odaklanamaz, daha ileriki yaşlarda da saydamlığını kaybeder ve katarakt oluşur.
Yaklaşık 40 yaş civarında esneme özelliğini kaybeden kendi doğal göz içi lensimiz yenisi ile değiştirilebilir bir lenstir. Deforme olan doğal lensimizin yerine akıllı lens adı verilen yapay bir mercek konulur. Bu yeni lens artık hem uzağa, hem ara mesafeye hem de yakına fokus yapabilecek ve kişiye her mesafede net bir görüş kazandıracaktır. Akıllı lens takılan hastada göz numarası bir daha hiç ilerlemez ve bu gözde bir daha katarakt oluşamaz.

Kimlere akıllı lens takılabilir ?

1. 40 yaşını geçmiş uzakta veya yakında ya da her ikisinde görme sorunu yaşayan ve gözlüklerinden ömür boyu kurtulmak isteyen herkes doğal olarak adaydır. Akıllı lens takılan her göz kendi başına hem uzağı hem yakını görebilecektir. Numara artık ömüt boyu ilelemeyecektir ve gözde bir daha hiç katarakt gelişmeyecektir.
2. 35-40 yaşından daha genç olanlarda ise göz numarası eğer lazerle düzeltilemeyecek kadar çok yüksekse akıllı lense başvurulabilir.
3. Daha önce göz lazer operasyonu geçirmiş kişiler de, eğer göz içi lenslerindeki deformasyon nedeniyle görme azalması, uzağı veya yakını görememe sorunu yaşıyorlarsa akıllı lens ile düzeltilebilirler.
4. Eğer kişide katarakt varsa ve katarakt ameliyatından sonra hem uzağı hem de yakını gözlüksüz görmek istiyorsa yine akıllı lens ilk seçenektir.

Kimlere akıllı lens takılamaz ?

• Diyabet nedeniyle göz içinde kanama veya sarı noktada ödem varsa
• Sarı nokta hastalığı nedeniyle görme merkezinde ödem veya kanama oluşmuşsa
• Glokom nedeniyle ileri düzeyde optik sinir hasarı söz konusuysa
• Gözde tembellik varsa ve tembellik oranı % 50 nin üzerindeyse
Her bir göz ayrı günlerde yaklaşık 10 dakika süren bir işleme tabi tutulur. Gözler göz damlası ile uyuşturulur. Genel anestezi, bayıltma veya hastanede yatma söz konusu değildir. Tamamen ağrısız geçen operasyonda gözün içindeki lens yuvasına akıllı lens takılır. Ameliyat sonrası göz bandajlanır, hasta evine gider, bir gece göz bantlı kalır ve ertesi gün gözden bandaj alınır. Hasta aynı gün görmeye başlar. Birkaç gün içinde diğer göze de aynı işlemler uygulanır.

Keratokonus ve Corneal Cross-Linking (CXL) tedavisi
Keratokonus korneanın ilerleyici incelmesidir. Yüksek miyop astigmat ile seyreden, görme keskinliğini azaltan bir hastalıktır. Nedeni bilinmemektedir.
Corneal Cross-Linking (CXL), keratokonus ve korneal ektazi tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. CXL tedavisinde amaç, hastalığın düzeltilmesi ve geriletilmesi değildir. CXL tedavisinde amaç, hastalığın durdurulması veya ilerleme hızının yavaşlatılmasıdır. CXL tedavisinde başarı oranı yüksektir (% 97). % 3 olguda ise yetersiz veya aşırı etkinlik gelişebilir. Yetersiz etkinlik, hastalığın durdurulamaması veya ilerleme hızının yavaşlatılamamasıdır. Korneanın sorunlu yapısı nedeniyle kontakt lens kullanamayan hastalara CXL tedavisi sonrası kontakt lens uygulaması mümkün hale gelebilir, böylece hastaların görme keskinlikleri artırılabilir.
CXL işleminde göze B2 vitamini içeren bir damla damlatılır ve daha sonra göze belli bir dalga boyunda ultraviolet (UV) ışık uygulaması yapılır. Bu uygulama sonucu, korneada kollajen lifleri oluşur (kollajen, incelmekte olan kornea dokusunu güçlendiren bir moleküldür). Böylece korneanın incelmesi durabilir veya yavaşlayabilir, hastanın görme kaybı son bulabilir ve görme kalitesi artabilir.

Glokom ve SLT (selektif lazer trabekuloplasti) tedavisi

Glokom göz içi basıncının görme sinirini (optik sinir) tahrip etmesi sonucu görme siniri liflerinin zaman içinde hasar görmesiyle ortya çıkan hastalık durumudur. Görme siniri görüntüleri beyne taşıyan sinirdir. Bu sinirin liflerinde hasar meydana geldikçe görme alanında kör noktalar oluşur ve görme alanı gittikçe daralır. Optik sinirin tamamı hasar gördüğünde ise, körlük meydana gelir. Hastalığın başlangıç döneminde genelde hastanın şikayeti olmaz. Görme siniri uzun bir süre içinde hasar görür ve bu yıpranma, hasta durumunu fark ettiğinde onarılamaz düzeye gelmiş olabilir.
Gözün içinde salgılanan ve gözün beslenmesi için gerekli olan göz içi sıvısı normalde düzenli bir devri daim içinde akar (bu sıvının, gözün dış yüzeyindeki gözyaşı ile ilgisi yoktur). Sabit hızda göz içi sıvısı üretilirken, aynı miktarda sıvı gözü terk eder Salgılanma miktarı ile boşalma kanallarından dışa atılma miktarı arasında bir denge vardır. Glokomda bu dışa boşaltım kanallarının tam veya kısmi tıkalı olması nedeniyle salgılanan göz içi sıvısı yeterince dışa akamaz ve göz içinde basınç yükselir. Yükselen göz içi basıncı da görme siniri hücrelerine zarar verir.
Ancak geç evrelerde görmeyi geri dönüşümsüz olarak düşüren glokom hastalığı bazı hastalarda sabahları belirginleşen baş ağrıları, geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi, ara sıra bulanık görme, göz etrafında ağrı gibi belirtilere neden olabilir.
Göz tansiyonu ilaçları göz içinde salgılanan sıvının üretimini kısarak veya dışa akımını kolaylaştırarak etki yaparlar.Bu ilaçlar, her gün düzenli olarak alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa veya hasta ilaç kullanmak istemiyorsa veya kullanamıyorsa lazer tedavisi gündeme gelir
Selektif Lazer Trabekuloplasti (SLT) de göz içinde yapılan sıvının dışa çıkışını kolaylaştırmak için dışa boşaltım kanallarına lazer uygulanır. Son derece basit ve risksiz bir işlemdir. 5 dakikadan fazla sürmez. Ameliyathanede değil hasta oturur vaziyetteyken muayene masası benzeri bir ünitede uygulanır. Bu işlemle dışa akım kanalları rahatlar ve göz ışı sıvısının buradan rahatça akmaya başlar.

Diyabetik Retinopati ve Argon Laser Tedavisi

Diyabetik retinopati göz arkasındaki retina damarlarının şekere bağlı tahribatı sonucu oluşur.
Diyabetik retinopati yetişkinlerde önemli bir körlük sebebidir. Erken teşhis edilmesi ve önleminin zamanında alınması çok önemlidir. Kılcal damarlarda gelişen tıkanıklıklar sonucu dokulara yeterli oksijen gitmez. Oksijensiz kalan retina dokusu yeni damarlar oluşturur ancak oluşan yeni damarlar retinanın kendi damarları kadar sağlam değildir ve kolay kanarlar. Gelişen göz içi kanamaları görme kaybına yol açar.
Bir kimse ne kadar uzun süredir diyabet hastası ise bu kişide diyabetik retinopati gelişme riski o kadar fazladır. Diyabet hastalarının yaklaşık yarısına yakın bir kısmında diyabetik retinopati görülmektedir.
Tedavide retinaya uygulanan lazerin (argon laser fotokoagulasyon) önemli bir yeri vardır. Haftada bir, toplam bir kaç seans olarak uygulanan bu lazerin amacı oksijenden yoksun retina alanlarının ileride görmeyi bozabilecek anormal yeni damarlar oluşturmasını engellemektir.

© 2017 AkinAkyurt.com - by Secesta Software Solutions ®

Hemen İletişim        +90 216 411 2050


Sınırlı Sorumluluk Beyanı
akinakyurt.com'un içeriği, kullanıcıyı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zama bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç redavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikle tavsiye edilmez. Site içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Tüm hakları saklıdır